Salı

Burası Neresi?


"Kelebek zamanlı biletler tükenmiş... Notasız soğuk, detone olmuş kir... Yağmura kurulanmış insanlık kendi alkışını besteliyor..."


Devrin müritlerinden şiir dinleyerek suladım beynimin zarını.
Dilinin altında yılan yuvası kuşlarla tanıştım.
Adımı geç,
Soluna dön,
Gölgeni tara!
Budanmamış bahçelere el sallarken-bastığım yerleri toprak deyip geçmedim;
Tanıdım.

Körler ülkesinde gözleri görenlerle tanıştım.
Beni görebilselerdi daha memnun olabilirlerdi belki.
Bilmiyordum sadece aynalara baktıklarında perdelerinin aralandığını.
Ama Umursamadım.
Onlar için bataklığa saplanmış birkaç engerek avladıktan sonra,
Tanıştığıma memnun oldum ve oradan ayrıldım.

Ayçiçek tarlalarında koşmak kim bilir ne güzeldir?
Bu cümle şimdilik burada kalsın.

Devin yavrum devin!
An değil mi sonrasında kamburu çıkacak olan,
Sen söylemiştin.
Şimdi bana eskimeyen bir şey söyle-
sana bildiğim tüm masallarımı hediye edeyim.
Bana yok olmayan bir şey söyle; hemen,
Senin için bir şiir de ben öldüreyim.
Yuvarlanıyoruz yedi basamaklı bir merdivenin başından sonuna,
Ama sen bunlara aldırma.
Yüzünü yana devir,
Göz kapaklarının altındaki yaşları aşağıya indir.
Ve son bir iyilik yap bana,
Elimi hiç bırakma.

Yol bu, yürürken iz ister-
toz ister, sus ister, konuş ister, küs ister...
Hiç eğip bükmeyeyim lafı,
Yol, en çok yüründüğünde bir adımın diğerine devir teslimini ister.
Durmak istersen bunu hatırla.
Çünkü Meczubun haritasını çalmışlar.
Başını ellerinin arasına almış ağlarken gördüm onu,
Dedi ki;
'Ayaklarımı çalsalardı bu kadar üzülmezdim belki,
Beni şimdi hangi su paklasın,
Hangi renk süslesin,
Bul getir bana onu çalan elleri.'
Duydun mu üstat?
Senin de ayaklarını çalmışlardı zamanında,
Çelmelerle,

Kaydıraklı laf aralarında.
...
Kıyıya vurması için okyanusa fırlatılan şişeler gibiyiz,
Hep dalgakıranlara denk gelişimiz belki de bundan.
Ayaklar baş,
Haritalar kayıp,
Ve zabıtalar daha tok ülkemin şair adamlarından.

Bu ekmeği kanla kim suladıysa yerden o kaldırsın.

And içtim zerre merhamet etmeyeceğim.
O kayıp haritaların,
O meczup ağlamalarının,
Ve o şair dizelerindeki;
'senin,
En çok senin,
En çok senin ellerinin,'
Seni bende kayıplara karıştıran ellerin,
Avuçlarına ayçiçeği dikeceğim.

Meczubun haritalarını çalmışlar sevgilim.

Hicazkar makamda,
Şişelerin arasında bir dalgakıran boşluğu.
...
(annem'e)

























Rüstem Yılmaz'a bin teşekkür...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder