Pazar

Yarım Paraşüt





"sanki ayakların birbirine dolaşmadı da kendine çelme takmayı seviyormuşsun gibi düştün."

çok artistik düştün. düşüşün bile bin kelam etmeye bedel. bin kelam diyorum farkında mısın?


bu bin kelamın içinde şimdiye kadar söylediğim tüm sözler var. ilk dakikadan son ana kadar kurduğum tüm cümleler. skor tabloları var. yarıda söndürülen sigaralar. lustraller, ağlamalar, söz konusu buluşma adreslerinden söz konusu hikayelere geçiş yapılan kapılar. falanlar filanlar...
ağzımın ayarını bozup seni kendine rezil etmek de var. neyse ki bunu bana bırakmıyorsun.

kendini en uzağa fırlattın. sapanla fırlatılan taş gibi kendini en uzağa fırlattın.
çok lazımmış gibi kendini en uzağa fırtabilmek için etrafında topladığın tüm insanları kullanarak (kendini) kullandırarak; sapanın o çiğ, koptu kopacak plastik lastiğini gerdin gerdin gerdin ve kendini aslında hiç bilmediğin ve bir ömür daha yaşasan bilemeyeceğin bir dünyanın içine fırlattın.
uzay mekiklerinin fırlatılış anlarını izlemek bile seni izlemek kadar keyif verici gelmemişti. çünkü söz konusu mekiğin rotası bellidir. sende bırak rotayı, harita bile yok. sen daha pergel tutmayı beceremezken, yapmacık silahlarla kovboyculuk oynamaya kalktın. sonuç?

düştükten sonra hızla yuvarlandın haliyle. yuvarlandın yuvarlandın yuvarlandın. yüzün görün yara-bere içinde kaldı; kan üstüne kan. ama duramıyorsun da. hala yuvarlanmaya devam ediyorsun. seni durdurabilecek, yaralanmamanı sağlayabilecek tüm bariyerleri, nasihatleri, tavsiyeleri elinin tersiyle kenara ittin çünkü. şimdi duramıyorsun.
bunun şiddetiyle henüz çektiğin acının farkında da değilsin. beyin acıyı sonradan hissetmeye başlar; çünkü algı sonradan devreye girer. algıyı aklın en çalışkan öğrencisi gibi düşün. işte o en çalışkan öğrenci tahtaya kalktığında gerçekleri bir bir suratına tokat gibi çarpacak. 'her tokat elle atılmaz' bunu sen de biliyorsun.
"işte o zaman" diyorum.. "işte o zaman" dediğimde ne demek istediğimi anlıyorsun.

Önemli Bilgilendirme:

Bir cismin veya kişinin havada düşüşünü frenlemeye veya süratli bir hava vasıtasının iniş esnasında süratini azaltıp durdurmaya yarayan kubbe biçiminde ki araca paraşüt denir.
Paraşüt, ipekten veya naylondan yapılmış kubbe biçiminde bir yelkenden meydana gelir. Bu yelkençevresine eşit aralıklarla tutturulmuş askılar yardımı ile bir paraşüt kemerine veya yeleğine bağlanır. İnsan vücudunun serbest düşme hızı saniyede 50 m kadardır. Paraşüt kullanmakla bu hız saniyede 6 veya 7 m’ye iner. Bu da 2,5-3 m yükseklikten atlayan insanın düşme hızına tekabül eder. Paraşütün açılışındaki vurma şiddeti, normal şartlarda yaklaşık olarak 500-600 kg arasında değişir, fakat 1000-1500 kg’a kadar da çıkabilir.

reel hayatta yükselmek için uçak, düşmek için paraşüt kullanılır.
sırtını sıvazlayanlara dön bir bak, sonra da şu soruyu sor kendine: "ne oldu lan bana? ejderhaydım hani ben, ağzımdan ateş çıkıyordu, ne oldu bana?"

sen kendine sor; ben cevap vereyim: ağzından çıkan alevlerle paraşütünü yaktın.
ikamet ettiğin mezarlığın etrafındaki bit pazarından bir paraşüt bul kendine. artık defolu falan, idareten bulunsun. tek kullanımlık olsun, yararlanırsın!
bir daha ki düşüşüne de hazırlık olur. ama dikkat et; ipi elinde kalmasın.


Sevim Demiröz


*Bu yazı 2014 Eylül ayında Birkaç Fanzin tarafından yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder