Cuma

Kirpi Edebiyat Nisan Yazısı "Olsun" yayında

KİRPİ EDEBİYAT NİSAN





OLSUN










Bazen öyle olur. Söyleyecek bir düzine cümlen varken nereden başlayacağını bilmediğin için susarsın. Sıra sana geldiği halde susarsın. Daha önce işe yaramadığı için susarsın.

Çünkü bilirsin; her savaş kendini tekrar eder ve bir gün er ya da geç bütün aşklar biter. Çarpan bir kapının, kayıplara karışan bir adres olduğunu anlarsın.

Mutfak camından bakarsın o zaman hayata. Şarap kadehindeki ölü üzüm tanelerinden. Çöp kutularının kenarına tekmelenmiş kedi cesetlerinden. Su birikintisine bırakılan kağıt gemilerden...

Böyle durumlarda daha da eskitir seni zaman. Her geçen saniye biraz daha yaşlanırsın. İçinde gündüze sığmayan, geceye de tutunamayan yaşlı, aylak bir dilenci gezintiye çıkar. Avunacak bir şey ararsın.

Bazen öyle olur.

Bazen bir suçun, idam edilemeyecek kadar aciz olduğunu anlarsın.



Olsun.



En iyi ihtimalle, yaşlanmanın ödül olduğu yirmi birinci yüzyılda -tükenişin içindeki son kırıntıyı ufak bir manzara için heba edip- hayatı yap boz tahtasına çevirerek de olsa yaşıyoruz işte. Oysa yılların yeterliliği bazen bozuk para üstü gibi, biliyorsun. Cüzdanın astarını zedelemekten başka hiçbir işe yaramıyor. Gözden çıkarılan, olmasa da olur gözüyle bakılan bir avuç yük. Zirvede bıraka-bilenleri alkışlamak lâzım. Çünkü ömür uzadıkça sabır kısalıyor ve belki de kış, bu yüzden var. Uzuyor geceler. Karanlığı kendine pay edip daha iyi bakıyorsun sessizliğe, sonsuzluğa...

İnsan bu kıvama ne zaman geliyor? Yürünecek yollar mayın tarlaları gibi tehlikeli olsa da -gözünü karartıp- sağlam adımlarla kendisi için ne zaman yine kendinden vazgeçiyor?

Seyreltilmiş bir hayatı başkasının avuç içlerine bırakacak kadar savruk harcadıktan sonra, küçük bir tahtanın üzerine geri sarılmaya çalışılan ip gibi; biraz kirlenerek, biraz simetrisi bozulmuş ve bir hayli sunî, arta kalan zamanı kurtarmaya çalışıyoruz.

Pek dilim varmıyor ama: Değirmen taşlarının arasında ezile ezile parçadan bütüne giderken bu melodramda en çok biz suçluyuz.




Bazen öyle olur. Olsun. İp dediğin bir elde ediş yöntemi. Kimine dar ağacı, kimine kukla, kimine uçurtma.

Asıl mevzu nerede durduğumuz.










Sevim Demiröz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder