Cuma

O Adam Babamdı


"daha önce hiç görmediğim babamla karşılaşınca, mecburen kendi hayatımla da yüzleşmek zorunda kaldım,"

Altay Öktem'in çizgi dışına taşan kitabını incelemek isterseniz basın bültenlerinde yer alan bu cümleyle sıkça karşılacaksınız demektir.

Kitap eleştirmenliği veya yorumlaması benim boyumu aşan mevzular.  Fakat söz konusu Altay Öktem'in kalemi olunca kayıtsız kalamadım.
Gerek konusuyla, gerekse hikayenin uslûbuyla kendini kitaplıktan aşağıya atıp, sürekli el altında bulunma isteği uyandıran literatür dışı psikoloji işleyişi, size kusursuz cinayetin nasıl işleneceği konusunda bilgi verirken aynı zamanda da psikolojinizle tabiri caizse stres topu gibi oynuyor.

Soğukkanlı bir katilin hikayesinin anlatıldığı kitapta; ana karakter Haydar Bey'in zarif kişiliğinin altında ki kan dondurucu ruh hali, sayfalar arasına ayraç koyma yerine düğüm atma isteği uyandırıyor. Giderek artan gerilim, Hatay Kasap Ayaklanması, Kızılcahamam Islah evi, Karaağaç Ormanları ve Bakırköy Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde sizi ağına alıp kelimenin tam anlamıyla köşeye sıkışmanıza neden oluyor.
Kitabın ana hissiyatı "Yüzleşme".

'İlk okumamda aldığım kısa film tadını tekrardan alabilir miyim' düşüncesiyle "önsöz" yazısını iki defa okudum. Evet; hiç şüpheniz olmasın ki kitap sizi bazen kaçıp kurtulmak istediğiniz bir girdaba sokuyor.
Hem de ilk dönemeçte.
İlerleyen bölümlerde naif anlatımıyla kendinizi dişçi koltuğunda hissedebilirsiniz. Güvenli ellerdesiniz ama çok korkuyorsunuz. Bu diken üstünde'lik durum ilerleyen sayfalarda yerini başka psikolojilere bırakıyor.

Çok fazla detaya girip spoiler vermek istemiyorum.

Daha önce de belirttiğim gibi, bir kitap eleştirisi yazmak ne haddim ne de  uzmanlığım olan bir durum.
Ama bu kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Bir diğer mevzu ise, Altay Öktem'in hikayelerindeki sinematofrafi cümlelerinin oldukça yüksekte olması. Bu da size muhteşem bir film izleme keyfi yaşatıyor.
Keşke birileri bunu beyaz perdeye taşısa...
"Umarım"diyerekten ortaya bir totem atıyor, müsadenizi istiyorum.

"O Adam Babamdı" kitabından tek shot-lık bir ikram:

...
"belki yaşım küçüktü ama bu saatte yatmam, diye itiraz etmeyecek kadar; birinin bana yeni yıkanmış, ütülenmiş, lavanta kokulu pazen pijama getirmesini ummayacak kadar; annemin eğilip üstümü örtemeyeceğinin idraki içinde olacak kadar tecrübe sahibi olmuştum hayatta. üzerimdeki kıyafetlerle girdim yatağa. kıvrıldım, battaniyeyi üstüme çektim. çekmemle birlikte, battaniyeden havalanan bir toz bulutu kapladı ortalığı. cadı arkasını döndü, gitti."
...


Sevim DEMİRÖZ







Fotograf'ı netin bilinmezliğinden edindim. "ben yazarsam olur nokta kom" sahiplendi. Logo olmadığı için ve fotoğraf caimasının uçsuz bucaksız girdabını bildiğim için emin olmayarak kaynak belirtiyorum.
Yanılıyorsam, yanıldığım yerden döndürün beni.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder