Salı

Atların Ölümüne En Çok Nal Sesleri Ağlar




Yazamıyorum


Kaç zamandır bilmiyorum sabah ezanlarına iliştiriyorum uykularımı. Sabahlayan rüyaların içinde akşamcı dertlerim. Bir şiirin piramidine saklanıyorum.

"fikrimde üç tamamlanmamış söz
üç gidilemeyen yer

biraz dilsiz
biraz sağır
biraz kör

hangi eksik yanım ürküttü seni?
yokluğun imkanızlığımdır sevgilim
önce öldür 
sonra terket beni"

diyemiyorum.



Hiç saate bakmıyorum. Hiç takvime bakmıyorum. Kim nerede ne yapıyor hiç umursamıyorum. Sarı bir yaprağın ağaçtan düşüşünü görüyorum, sonra o yaprağın cesedine basan çocuğun çıplak ayaklarını. Yağmur yağıyor. İçimde kusamadığım illet bir sıkıntı oluyor. Önce yaprağa üzülüyorum, sonra çocuğa...

Bugün ağzımı senin için bozdum dünya.


Odama serili kâğıt parçalarından taşıyor hayat. Parmaklarım kelimelere gebe. 
Ölü doğumlar biriktiriyorum mürekkebi ambülâns sesini andıran defterlere. 
Atların ölümüne en çok nal sesleri ağlarmış. 
Öğreniyorum; 
Bir kadının eteklerinden savrulup,
Düşerken denizin rahmine.



Sevim Demiröz












*Bu eser Kitapçı isimli derginin 9. sayısında yayımlanmıştır. 










1 yorum:

  1. Çok güzel Yakınınızda olup Karşılıklı sohbet edebilmeyi isterdim
    Çalışmalarınızın devamını dilerim

    YanıtlaSil